Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

19 Temmuz 2011 Salı

Fransa - Monaco 2009

 Arkadaşlar merhaba;

   Fransa ile alakalı yazılarımın üçüncüsünde size Monaco'dan bahsedeceğim.Öncelikle Fransa'nın güney kesiminde şehirler birbirlerine çok yakın ve de küçük, yani neredeyse bir şehirden diğerine 45 dk.gibi kısa bir zamanda varabiliyorsunuz.Şehirlerin büyük şehir olma gibi bir dertleri yok onu anladım.Monaco'da bunlardan biri her nekadar ülke statüsünde olsa da böyle ülke olmaz bence,çünkü o kadar küçük ki insanın ülke demek içinden gelmiyor doğrusu.

   Monaco'ya çok güzel ve tarihi bir şehir olan Menton'dan geçiyoruz,Menton ve Monaco arası 15-20dk.civarında bir zaman alıyor.Menton a da daha sonra değineceğim çünkü çok etkileyici bir şehir olduğunu ve mutlaka görülmesi gerektiğini tavsiye ederek.Şehrin marina bölgesine doğru yol alırken birçok tarihi binanın arasından geçerek ve birçok ünlü casinoyu görerek yolumuza devam ediyoruz.Daha sonra marina bölgesine vardığımızda birde ne görelim daracık bir alana sıkışmış ve beton yığını bir şehir arazi o kadar yapılaşmaya elverişsiz ki bizim güney kesimlerimiz falan iyi durumda.Hep derslede anlatılırya Akdeniz Bölgesi'nde dağlar denize paralel uzanır bu da kıyı şeridinin çok dar olmasına sebep olmuştur diye burada dağlar direkt olarak denizin içinde ama şehri de biryerlere o kadar güzel sıkıştırmışlar ki hayretler içinde kaldım doğrusu.



   Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim resmin sol tarafında önü gözüken araba İstanbul plakalıydı ve camlar açık bangır bangır Serdar Ortaç dinleyerek Monaco caddelerin de salınıyordu.Aslında İlk başta arabayı görmedim ve biryerlerden Serdar Ortaç'ı duyuyorum ama yok canım artık herhalde güneş başıma geçti falan dedim daha sonra aracı görünce hey yurdumun insanı benimi takip ettin diyerek biraz hayıflandım.Neyse size Monaco hakkında birkaç bilgi vereyim.Monaco'da her altı kişiye bir polis düşüyormuş ve şehir tam manasıyla her deliğine kadar kameralarla takip ediliyormuş.Yani şehre giren her kim olursa olsun anında kayıtlara geçiyor ve her hareketi takip altında.Sebebi ise çok açık dünyanın en zenginleri buraya kumar oynamaya geldiği için inanılmaz bir güvenlik var.Ayrıca Monaco'da ki gelir seviyesi kişi başına bu kadar da olurmu dedirtecek bir seviye de olduğu için şehirde çalışan kesimin tamamı abartmıyorum neredeyse tamamı başka şehirlerden hergün trenle buraya gelip akşam dönüyorlar.



   Bu bina akvaryum müzesi kayaların üzerine inşa edilmiş ve görsel olarak inanılmaz.Aslında anlatmaya gerek yok ama işte anlayışınıza sığınarak.Akvaryum müzesine kişi başı 12€ ödeyerek girebilisiniz biz giremedik çünkü önünde 100 metre kuyruk vardı ve o sıcakta beklemek pek işimize gelmedi açıkçası.Birde müzenin önünden kalkan tren misali araca binerek 40 dakikalık Monaco turu yapabilisiniz bu da kişi başı 7€..



   Bu karede olmak zorundamıydım hala düşünüyorum.Bu arada şehirden zenginlik akıyor Cannes te gördğüm cinsten pahalı arabalar falan zaten normal araba pek göremedim.Neyse şehir daracık caddeler ve sokaklarla dolu tüneller falan da cabası.Formula1 in burada nasıl yapıldığına hala akıl erdiremiyorum.Size bir start-finish düzlüğü hatırası.



   Yolüzerindeki cepleri görebiliyomusunuz ve burada yarış izlemek bedavaymış bu daha güzel geliyor bana.Birgün bunu gerçekleştirmek isterim.Monaco'nun en üst tepesinde prens ve prensesin görkemli sarayını görmek mümkün manzarası hakkında ne söylesem az ben olsam her gece rakı içmekten alkolikolurdum herhalde.





Prens Albert ve ben





   Sevgili dostlar yeni yerler keşfetme duygusuyla güzel ama küçük ülke Monaco dan Menton'a doğru yola çıkıyoruz orada görüşmek üzere.Hoşçakalın.


http://www.binrota.com/PageDetail.aspx?PageID=21099



BİRKAN ALTUNYOLLAR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder